29 June 2012

tatil yolunda olduğum için içimden sevinç çığlıkları attığım doğrudur. binlerce notum vardı götüm gibi geçen haftadan yazıcak...

hikayelerden biri, gecenin bu saatinde nerden geldiğimle daha çok ilgilenip üzerime yürüyen taksi şoförlerine çay ısmarlayan polis hikayesi aslında en çok eğlenceli ama o kadar erteleyip üşendim ki yazmaya... ama hikayenin en komik yeri 'beni gideceğim yere kadar sağ salim bırakmaya' gönüllü ekip otosu ahalisine geldiğimiz yerin metresi olduğum evli adamın evi olduğunu söylediğimde, akşamdan beri bayıldıkları tüm şirinliğime kusmak istercesine bakarken kendilerine iyi akşamlar dileyip arabadan inmek oldu. kimya stajı yapmanın, unutmaktan ve su toplamaktan yorgun beynimi unutmasın diye kontrol etmeye çalışırken geçen meşakkatli ve sıkıcı anların yanında böyle eğlenceli tarafları da var.

nouvella vague'yi izlemeye gittim bi de. (son anda yapılan kral davetin de hastasıyız ayrıca) açık konuşiim sahnede tokuştan daha çok kostümleri merak etmiştim. her şeyiyle hayal kırıklığı oldu gece. aynı kostümle bi sahne geçirdi abilerim ablalarım. hem de bok gibi çirkindi kostümler. seksi olmayı bırak, o aksaraydaki doncu vitrininden çıkmış gibi görünen kostümü güzel bulan şova ağzının suyu akan varsa, grubu 'türkiye konserinizde seyirci hakkındaki beklentilerinizde haklı çıktınz herkes çılgınca eğlendi tebrikler' diye gidip öpücem. ki kızlar bacakomuz simülasyonu yaparken arada bi boğuk çığlıklar duymadık diil.

ne diyodum? he :) evet tatil yolu... şimdi yolculuğun eskihisar yalova bölümündeyim. bu aşamada hep 'aman da aman ne tatlı bi heyecan' diye içimde yavşak bi ses benle taşşak geçio sanki. (mutlu olunca kendimi suçlu hissedip öküze bağlıyomuşum) 'ay yaşasın çok da şiriniz' gibi bişe geçio aklımdan, yolculuk sonu tatilse hep neşeli olmak zorundaymış gibi ille bi zorliicam ille bi abartıcam ya! şansımı deniyorum işte. az tivitır az feysbuk en birinci mişınım bu tatilde. sadece 2 gece 'kopuşun cezbeden bilinmezliği' oynasam yeter keza her kopuş sabahının ardından bilinmezlik, telefonumda kimin olduğunu bilmediğim insan isimleri ve numaralarından öteye gitmiyo ve aslında hiç de cezbedici olmuyo. son zamanlarda hissim budur sayın seyirciler. büsürü kitap var işte yanımda, e daha yola çıkmadan regl de olduğuma göre telefonum olmadan, 4 numara gözlüklerimi takıp koca alın-kulak-burun kombinasyonuyla daha da seksi olup emekliye bağlamamak için hiç bi neden yok. tivitır ve feysbuk olmaz da instagram olur belki :))

burak on numara beş yıldız adam bu arada. bu tatilde ona kendisiyle tanışıp, yarı akraba olmamızdan büyük esef duyduğumu ve artık arkadaş olabileceğimizi söyliicem. arkadaş ola-bilememe konusundaki sıkıntılarımı son zamanlardaki beceriksiz hissettiğim (kendime hakaret eder gibi geri bildirimde ulunmaktan da vazgeçmiliymişim) deneyimlerimi kendisiyle paylaşıcam. artık canı isterse başımla birlikte...  feribot yanaşmak üzere güneş de doğdu.

(parantez içindeki -muşum'lar terapilerde vardığım cümle sonu noktalar) 
Post a Comment