28 May 2012

oturup adam gibi sohbet etmenin bile bi bedeli var bu hayatta.

ya sana hastadır ondan ordadır
ya az sonra işi düşücektir fotokopi falan çektircektir, ne bilim evde karısıyla köpeeyle oturmaktan sıkılmıştır deeşik ses olsun istiyodur... hep bişe vardır yani.

rakı içsek ya evde oturup, sohbet etsek. sonra da evlere dağılıp uyusak.


16 May 2012




doğdum

07 May 2012

ne anne - baba rızası
ne aşk sarhoşluğu
ne arkadaş hatırı
ne vatandaşlık görevi
ne...

aklıma yatmadı mı, içime sinmedi mi olmuyo işte... aklım karşık diil desem yalan olur elbet ama gönlüm çok rahat. gönlüme simeyen hiç bişe hiç kimse uyandığım sabahların günaydın'ında yok. özlenseler de yoklar. çünkü ne yazık ki içime sinmeyen hikayelerimiz oldu, çünkü ne yazık ki tanıştığımız hallerden başka kişilere döndük, çünkü ne yazık ki hayatlarımız bi es verip konuşamayacak kadar yoğun, çünkü ne yazık ki yalancı olmayı edepli olmaya tercih edemedik, çünkü ne yazık ki akıllarımıza düşeni dillerimize getirmeyi yanlış yerlerde becerebiliyoruz. ama neyse ki bugün herşey içime sinen gibi, önceliklerimiz değişmeden önce olduğu gibi ...:)

wonderful mu diil mi sabaha kadar tartışırız ama tertemiz... özlenenlerle dolu ama temiz. acabasız, neyi istemediğini bilen... şimdi her kimle her nerde değilsek zaman değişmiş ve değişen her ne ise benim itirazım olanmış doğru bildiğime yakışmayanmış.

sigaramı, yarın başka bi yerde başka kimselerle başka bi şekilde başka bir sefer ol'mamanın şerefine sarıyorum.  

02 May 2012

bişe aklıma düşünce yapmadan duramıyorum ama dünyanın en büyük eziği olduğum için de tek seferde 'heyt ulan yapıom n'abalım' diyip bodos dalamayıp önden ya demolar ya da kendi kendime 1000 kere tekrar etmelerden sonra hareket edebiliyorum ya....

şimdi aklımdan geçenleri 'istiyorum' demek bile korkutucu gelirken bi yandan da 'eee aq n'olcaksa olsun' diyip yapmamak için zor tutuyorum kendimi. aslında zor tutmak mı yoksa kafada zaten oynadığım maçın başlama saatini beklemek mi ondan pek emin diilim.

hafta sonu bi durdum 'n'abıyon lan' dedim kendime sonra cevabımdan korktum.
'allaaammm duramıyorum n'apcam?' paniği geldi. bittikkkk :)

etrafımdaki çoğu insan doğdukları şehirden başka bi yerde yani burda yaşıyo ve şimdilerde ara ara 'ulan nası bişe acaba onlar için bu durum' diye düşünüyorum. bunu en çok da bi arkadaşıma yol tarif ederken hissetmeye başladım. çünkü artık istanbul'da yollar her 6 ayda bir değişiyo ve o yol benim için hep yeni yol oluyo. halbu ki birileri içinse o yol orda hep vardı ya da olması gerektiği yerde olması gereken şekilde. maçka'da nikah salonunun girişini değiştirmişler oysa ki o yolun değişmesini bırak nikah dairesinin orda olması bile benim için yeni bişe.

galiba doğduğum yerde ölmiicem... ya da mesela bi süre doğduğum yerde doymiim. benim için de yeni yapılmış yolların aslında hep orda olduğunu düşündüğüm bi yer olsun. mesela bundan 5 sene önce 'buralar hep çayırdı' dedikleri bi yerden yol geçsin ben de her sabah o yoldan bi yere gidiyo oliim....

henüz geri saymaya başlamadım elbet, daha kafadan bi 2 senesi var sanırım. ya da yok... belki doğduğum yerde ölürüm ama ölürken şu anda her ne isem o değilken öliim. mesela ayakkabı giymekten nefret etmeden ya da güzel yemek pişiren hatta yemek pişirmeyi seven biri olsam fena mı olur? şimdiye kadar yok sayıp 2 kuruş değer biçmediğim bir sürü şey kendim için hala olmasa bile birileri için doğru ise başkalarının değer biçtiği gerçeklere ya da tercihlere 'bok' demiyorum. sikoloğa gitmenin böye bi halüsinatif tarafı var bence. başedemiyosan kabul et, adını da içimizdeki serüvende gözle görülür yollar katetmiş yetişin koysunlar. ya da gerçekten yol katetmiş olasın ama bunu anca bin sene sonra anlayasın.

yürü git nesli-han!