07 September 2011

günlerdir bu sabah havaalanında olabilecekleri düşünüp biraz sızı biraz korku mıkırdanıp durmuştum. halil paşa çekin yaparken pek şebeleğe bağlayıp esin'le beni kopardı gülmekten. gelene geçene laf atma kafasıyla heycan var ama delikanlı adama komaz ses tonu arasında bi yerde gidip geldik. çekin yapan kızı çapkın bakışlarıyla tavlayıp acil çıkış pencere kenarı kapınca da pek keyiflendi. (sonra acil çıkışta pencere olmadığını göürnce ''ben sormaz mıyım o çıyana'' diye söylendi ben de çok eğlendim)

yorgunluk gerginlik totoda meme yapmış, acılar içinde kıvarndı inince. patlatsak mı kendisinin patlamasını beklesek mi derken akşamı ettik. biraz uyudu iyi geldi.

evi şahane, odası pamuk :) yatağım da rahat dedi. ohh mis. cevabı çok basit ama anlaması pek güç bin tane sorusu var kafada. neyse ki hepsini soruyo, her derdini de delikanlı gibi dillendiriyo. bu hayatta halil'den çok önemli bişe öğrendim ben: korktuğunu da pat diye söylemektir delikanlılık :)

yolda tutuluyo bazen, tipe bak çay gelsin falan diye atar yapıo sonra kendi kendine buraya gelirken söz verdim kendime kimseye bulaşmiicam diye söyleniyo. vitrinleri, türkleri ve geyleri biraz kıro buldu. 'bu ne abla yaa' diye sora sora mahalleyi gezdi. sesimi çıkarmadım. ne diim iç sesi benden baskın adamın. yarın gitmeden bi bağlama çekmece yeter de artar bile.

meğerse sabah havaalanında o sikik pasaport şeysinden geçmek diilmiş zor olan. asıl zor olan akşam yemekten sonra elinde sözlüğü cebinde anahtarı mentoruyla eve göndermekmiş arkamdan melül melül bakarken :) ben de gittim verdim kendimi jegarmeister'a! yarasın

alibeyköy merkez

Post a Comment