10 June 2011

şimdi bi rüzgar esti saçlarımı farkettim :) 3-5 telli tutam uçtu gözümün önünden. çağırdıkça gitmiyo olma hali var havada. gitmedikçe susyo. sustukça çağırıyo. çağırdıkça gelmiyo. gelmedikçe rüzgar esiyo. rüzgar estikçe küsüyo. küstükçe hep aynı cümle gelio.

aslında ben diilim saçları uçuşan. izlediği filmin hikayesinden çok kurgusuna takıp ''ah ulan ne zekice'' diyip içi kabaranım. birilerinin de şekilci olması lazım bu haytta. şekil olabildik -ci'si damda kaldı.

kendimi şımartmayı özledim kelimelerimle. içim burula burula -mış gibiyim işte. n'apim başka bişe gelmio aklıma. inanmazsam olmaz tabi. kısa cümleler kurarsam da... olduğumdan değil, olmasından korkup olduğunu varsaydığım şeyden kaçıomuşum. o ne be?

saçlarım sigara koktu! sen kokma ben kokucam die inat edip koktu işte. ne boksa o işte. namık kemal'in de elleri kocamanmış. ama öyle uzun ince parmakları yokmuş galba. dedim hacı o zaman namık kemal diil allahı olsa da dokunamaz pamuk gibi, hissi de yumuşacık olamaz kokusunu sana geçirirken. o anca yazsın dursun, bana değmedikten sonra s.kime kadar yazar anca kaldı ki s.km de yok. şimdi düşündüm de hacı, nası oluyo bu değme işi ya? öyle koku falan! ne iş?

neden yalan girince hikayeye bilmeden hissediyorum yaa? içime sokiim! ne güzel inanıyoduk işte aq!

gökdağ bi bira getirmişti. bok gibi! şekerli. ''tuborg gold'' yasaklasınlar satışını. şarap yapcam büyüyünce. salonumun ortasında kocaman eski bi masa olcak karaf hep üstünde. içi de hep dolu. misafirlerim gelsin tatsın. beğendiklerinden alıp gitsinler. ben de böylece daha fazla düşünmek zorunda kalmam bu kokan neden bu kadar güzel diye!

bak yine rüzga esti :)
Post a Comment