04 May 2011


tracy chapman'dan ''one reason'' dinlerken şuna aydım.... 9 kilo aldığımda ''zayıflayınca giyerim'' dediğim kıyafetlerimi saklayıp o zamanlar aldığım kıyafetleri 6 kilo verdikten sonra ''sikerm'' diyip bakkal poşetlerine tıkıp çöpe attım. bakkal poşeti, 9 kilo almak sonra 6 kilo vermek, 9 kiloyu 10 ayda almış olmak, 6 kiloyu 3 ayda vermiş olmak, tıkıştırıp atmak.... oy oy oyyyy! nerelere ne değiyo kim  bilir. bana değen sana değsin diye hayır duaları göndermekteyim şu sıralar! 

yatğın adı: cihan, çamaşır makinesinin: şefik: çalışma masası: er, sandalyesi: deniz (erdeniz)... koltuğa henüz isim bulamadım ama kendisi en birinci :) sehpa: travis... apartamn desen situation comedy gibi haftada bi gece şenlik. patlayan borular yanan kablolar, asabiyet yapan dede gibi konuşan cillop komşular, ben burda seyyarım diye kendini tanıtan kapıcı, terasa dadanan kişilk sahibi oranize çalışan hırsız kargamız, hayatımda sevgililerimle ya da sahayla mesajlaşmadığım kadar mesajlaştığım alt komşum... 

kifoz'la ilgili olarak aydığım ayrılık... kemikler gitti kifoz bitti... zaten sevgilim de ''inanç''la olan kavgasının acısını bana yükleyip sıyrılmışken işin içinden kifoz bitişiyle ilgili yasım daha yaşanır hale geldi. hiç diilse kifoz benimdi, benim olan yitti... 

tam şu esnada gök gürlemeye başladı. yağmurla hala barışığım hatta çok barışığım. yeni evde dama çıkıp donuma kadar ıslanmışlığım var yağmurda, su kokusunu unutabimlek için. ama gök gürültüsünden hep korktum ben. şimdi götüm atıyo gök gürültüsü yüzünden... neyse ki hala tanıdık korkularım var! neyse ki hala korkabiliyorum. neyse ki hala korktuğumda söyleyebiliyorum; ama kendime ama birine. 

saklanmamak şahane bişe. yağmur da öyle :)


Post a Comment