06 February 2011


istanbul'a döndüğümden beri kendimle ilgili yapabildiğim tek tanımlama ''KIRO!''
hem şekilci biri olarak neredeyse 10 gündür 4 kıyafeti çevirip çevirip giyiyor olduğum ve o günkü moduma uygun bi tişörtü içime giyemediğim için hem de sürekli bi mıyvikhöhök'lü değişken ruh hali ile gezdiğim için kendimden sıkıldım.

ne zaman bu kendinden sıkılan hale gelsem sağda solda başıma her zamanki sıklığından daha fazla komik olay geliyo. dün istanbul'a dönüşümü ve bu sıkıcı KIRO'luğumu da çeşitli şekillerde karşıladığım şeyler oldu...

sıtarbaks'ta birine aslında kendime yüksek sesle sormak istediğim KIRO musun sorusunu sormak, reklamlarda oynayan bi bebeyi KD'den zannedip selam vermek ve sonra ''ay pardon yanlış oldu ben seni şey sandım'' demek, sonra KIRO musun diye sorduğum adamla metroda yanyana oturmak... henüz 24 saat geçmişken yine yeni yeniden dedirtenler...

bu KIRO olayı buralı olma hikayesi. şimdi bi internet sayfası yapıyorum. bu ara allengirli bi dömene geldiği için çok fazla ilgilenemedim onla da ama hikayenin yeri orası. sonra burda da yazarım belki... belki bu vesile ile herşeyim heryerde iken ben de fani dünyanın bana ısrarla öğretemediği kendim için disiplinli olma becerisini de böylece zorla edinip bu pis huyıumdan kurtulurum. ama bi yandan da hiç böyle şeylere takılmadım ki ben... benim de herkes kadar var işte ''sen biraz şeysin''lerim. çoraplarımı ters çıkarıp makineden de temiz ama ters çıkıyor olmaları hiç bi zaman kendimden mıyvikhöhök etmeme neden olmadı. çorap işte nası çıkarırsan çıkar. en azından benden mıyvikhöhök'lenildiğinde başka çorap hikayeleri anlatıp hesap tutmuyoru... belki bundan sonra tutarım kim bilir... böylece ben de kabuk değiştirirken hedefime odaklanmak için çevresel faktörlerin zayıflıklarından(!) kendimi motive etmek için faydalanıp sonra da siktir edip atarım kapının önüne...

şimdi bi pazar'ın öğle kahvaltısı ardından çalışmaya başlayarak dönebilirim KIRO'dan bozma orjinalliğime :) hoşgeldin neslim
Post a Comment