04 May 2009



BEN BİR TC VATANDAŞIYIM ve BANA VERİLEN SORUMLULUKLARI YERİNE GETİRMEKLE YÜKÜMLÜYÜM. BANA EDİLEN LÜTFUN DEĞERİNİ BİLECEK ve HERGÜN ONA ŞÜKREDECEĞİM! AMİN.

Yer:Kadıköy İlçe Nüfus Müdürlüğü
Tarih:30 Nisan 2009
Öğle saatleri
Kapıda beklerken, sıra numarası almaya çalışırkenki saçmalıkları yaşarken ve az sonra başıma geleceklerden habersiz binanın dışında durmuş kendi kendime şunu düşündüm: Bu hayatta ne olursan ol, ne yapmak istersen iste, nasıl bir insan olmaya çabalarsan çabala buradaki manasızlığı yaşamaya mecbursun ve yaşadığın yerle ilgili durumu anlatan en açık manzara da bu!! Çok zengin olabilirim, iyi arkadaşlar edinmeye iyi bir hayat kurmaya yaşadığım yerle ilgili dertleri düzeltmeye çabalayabilirim yada bunların hiç biri ben bir hiç olabilirim ama günün sonunda Kadıköy İlçe Nüfus Müdürlüğüne kim olursam olayım gelmek zorundayaım. Bu eziyeti çekmemek gibi bir şansım yok. Çünkü ben bir TC vatandaşıyım ve bu hayatta yapmaya çalıştığım herşey o kapının dışında olanlardan ibaret, o kapıdan içeri adım attığım andan itibaren içinde yaşadığım (gerçeğin) herşeyin birer saçmalık olduğunu kabul etmek zorundayım.
VAKA1: Yeni kanuna göre kimliğin kaybolduysa adı CEZA olan bir para ödemek zorundayım. 62 TL. Eğer bu parayı 15 gün içinde ödersem zezam biraz hafifliyor ve 45 TL ödeyerek 17 TL'lik bir mükafat kazanıyorum. Ama neden diye sorunca kapıdaki bey bana 'kanunlar öyel hanfendi mecbursunuz' diyo.
VAKA 2:Sıramı beklerken çantası çalınmış çok yaşlı bir teyzenin de aynı cezaya çarptırıldığını duyunca aynı beye yine gidip: E hem çantası çlınmış mağdur olmuş neden ondan ceza alıyorsunuz diyince adam dişlerini sıkarak: Hanfendi lütfen mantık aramayın sıranıza dönün diyo.
3. vakadan önce yaşananlar:
Sıra bana geliyo. Seçimden önce 600 bin küsür kişi sahte kimlik çıkardığı için siz kimlik çıkarırken size bazı sorular soruluyo. Bunu yapmaya mecburlar, çünkü bu toplumda sahtekar insanlar yaşıyor ve nüfus kayıt sistemini aldatıyorlar. Dolayısıyla sahtekar olmasanız da sahtekarların yaptıkları kaka şeylerin cezasını allahtan bulması için sizi soru yağmuruna tutyorlar. Sen de bir vatandaş olarak bilgi yarışması tadındaki heyecanlı 7 dakikayı yanlışsız atlatıp devletine yardımcı olmakla yükümlü oluyorsun.
Anne adı, baba adı, onların anne ve babalarının adı, onların kardeşlerinin adı, kardeşlerinin eşlerinin adı (hala dayı teyze amca yenge enişte....), onların oturdukları semtler ay pardon semt olmaz ilçeler... Babamın sürüsüne bereket kardeşlerinin isimlerini söyleyemeye sıra geldiğinde cevap veremeyince memur kadın bana 'nasıl amcanızın ve onun karısının adını bilmezsiniz işlem yapamam bu durumda' dedi. Bilgi yarışmasında mıyım diye çıkışınca hallettik.
Bu soyağacı çıkarma işi canımı sıkınca ben de ibnelik olsun onlara iş çıksın diye kimlikte din kısmını boş bırakmak istiyorum dedim. Dilekçe yamamız lazım dediler. Olur dedim. Çünkü ben dilekçe yazıp onaylatana kadar beni beklemek zorundaymış. Zaten yeterince gereksiz şey oldu bunu da yapabiliriz diye düşündüm. Dilekçe yazıldı. Yukarıda herkesi 'işim gücüm yok sizinle uğraşıyorum ben' diye herkesi azarlayan bulmacalar kraliçesi bir kadından imza almam gerekli oldu. Tabii ki ben de azarlandım. 'Ne gerek var din çıkıyo bu kimliten olsa ne olur allah allaaaahhhh' diye başladı. Sakince 'Bunu tartışmak istemiyorum' dedim. Sonra
VAKA 3:
Bulmacalar kraliçesi:Müslüman diil misin
Nesli: Bi tek müslüman mı yazılıyo?
Bulmacalar kraliçesi:(yeniden) ne gerek var buna?
Nesli: Gerekli olmasına gerek yok, imza alabilir miyim?
Azarlanma gerekçem bu cevaplar karşısında yetersiz kalmış olacak ki bi iki kere daha işi yokuşa sürdü benzer cevaplar aldı. En son diyalog;
Bulmacalar kraliçesi:Bu kimlik neden yeniden çıkıyo?
Nesli: Kaybettim
Bulmacalar kraliçesi: Sorumsuuuuzzz bi malınıza sahip çıkamıyosunuz iş çıkarıyosunuz başıma.....
O anda kafam bi fanusun içinde uğuldarken gözlerim dolmuştu, sesimi yükseltirsem elime koluma sahip çıkamaz da bi tane patlatırsam diye sakin olmaya çalışırken, aklıma gelen terbiyesiz cevap fanusun katmanlarında süzülüp süzülüp ağzımdan şöye çıktı: 'Bugün reglisiniz galiba'.... (Orjinal cümle: 'Biri sana çaksa da rahatlasan'dı fanus katmanları ve dolmuş gözlerim sağolsun daha kibar bir cümle söyleyiverdim)
Sonrası zaten fena... Üstüme abandı kaçamadım kolum kaldı. Yok polis gelsin yok bilmem ne derken klasik Nesli olayı.... Polis gelirse ben de şikayet ederim hem bana dokundun hem de sıfatlı hitab ettin deyince sakinledik. Tabi bu arada aşağıda bana mantık aramayın hanfendi diyen adam gelip de beni görünce yine komik bi manzara oldu. 3 yaşında gibi hissettim. İnsan gibi bi işi halledemedim diye.

Neyse tüm bu çaba 1 Mayıs'ta kimliksiz gezmemk içindi. 1 Mayıs'ta da gördük ki Kadıköy İlçe Nufus Müdürlüğü'nde olanlarda bir gariplik yok, düzenin gerektirdiği şekilde, verilmiş yetkilerin en iyi şekilde kullanıldığı ve kanunların gerektirdiği biçimde yaşıyor, hakkettiğimiz muameleyi görüyorz. Yani bir terslik yok. Herşey olması gerektiği gibi. Bugün o büyük eski binalarda ne oluyorsa kimler çalışıyorsa biz de o kapıların dışında, onların oldukları, yapabildikleri kadar varız. Sorumsuz olduğumu ve cezayı hakkettiğimi artık kabul ediyorum bulmacalar kraliçesinden gidip özür dilemeyi düşünüyorum. Kendine verilen görevi yerine getirmeye çalışan insanların vaktini aldığımı düşünüp kendilerine hayırlı işler diliyorum.
Post a Comment